Emeklilerin Yüzü Ne Zaman Gülecek?

Tam olarak 75 yıldır Sosyal Güvenlik Sisteminde her alan tartışmalara konu olmuştur. Sağlık yardımları, ilaç ödemeleri, engelli tıbbi cihaz yardımları, sigortalı bildirimleri ve emekli aylıkları. Her dönem ülkemizde Sosyal Güvenliğin bir alanı mutlaka tartışma konusu olmaktadır. Neyse ki hastaneler Sağlık Bakanlığına devredildi de gündemden kaldırdık, ancak gündemden kalkmayan diğer tartışmaları ne yapacağız?

Sorunlar!

Efendim, öyle bir Sosyal Güvenlik sisteminden söz ediyoruz ki, tüm ülke vatandaşlarını kapsasın ama hiç mağdur vermesin. Mümkün mü? Elbette değil!  İleri yaştakileri ve çocukları saymazsak ülkenin yarısı emekli oldu! Biz kimle çalışacağız, kimle üreteceğiz? Neyse bu sonraki yazımızın konusu olsun, emekli maaşı sorununa gelelim. Neden biz yetmeyen emekli maaşımızla ilgili refah payı istiyoruz, seyyanen zam istiyoruz veya bayram, seyran ikramiyesi bekliyoruz? Çünkü yetmiyor, ancak neden yetmediğini kısaca şöyle aktaralım.

Sosyal Güvenlik Kurumu, yaş olmadan emekli ettiği sürece, dul kalan ablalarımıza teyzelerimize kocasından ayrı, babasından ayrı, kendisinden ayrı emekli aylığı bağladığı sürece, kayıpları, kaçakları tam tamına tespit edip sisteme entegre edemedikçe, ilaç giderlerini azaltmadığı sürece, sahte boşanmaları önlemediği sürece, sürekli yapılandırma çıkardığı sürece, borçluların borcunu sildiği veyahut eski tutarlardan ihya hakkı tanıdığı sürece, GSS primlerini tahsil etmeyip borçlulara da sağlık imkanı tanıdığı sürece, biz ne yazık ki emekli maaşlarımızla yetinemeyeceğiz!

Emeklilerimizin Yüzü Ne Zaman Gülecek?

Sizlere, Covid-19 döneminde Avrupa ülkesi olan Fransa’nın %7’lik enflasyon artışına karşı almış olduğu tedbiri hatırlatmak isterim. Enflasyonun yıkıcı etkisini ve herkesi nasıl gelir kaybına uğrattığını en iyi biz biliriz. Fransa, son yıllarda yaşanan enflasyon artışına karşılık ülkedeki emeklilik yaşını 62’den 64’e yükseltmiştir. Bakın sadece %7’lik enflasyon artışı karşısında, emeklilerin refah seviyeleri düşmesin diye yaş artışına gitmiştir. Bizde ise enflasyon %60’ın üzerinde seyrederken emeklilik yaşı tamamen kaldırıldı!

Sosyal Güvenlik sistemi içerisinde aktüerya dengesi vardır, teknik terimlerden bahsetmeyeceğim ancak sistemin sürdürülebilir olması için en az 4 çalışana 1 emekli düşmesi gerekmektedir. Ancak ABD’de bile bu oran 3,6’dır. Bizde de en az 1 emekliye 3 çalışan düşmesi gerekmektedir. bizim aktüerya dengemiz 1’e 1,5 şeklindedir. Bunun verisel ve maliyetsel olarak karşılığı sürdürülemez sistem demektir. Rakamsal veriler bizlere gösteriyor ki, bu sistem sürdürülemez. Peki, nasıl sürdüreceğiz, amiyane tabirle kuş kadar emekli maaşıyla sürdüreceğiz.

Avrupa veya ABD ülkelerindeki emekliler parmakla gösterilirken Sosyal Güvenlik sistemlerini de incelemeniz gerekir. Onlarda dul aylığı veya yetim aylığı kavramı bulunmuyor ayrıca bir sigortalının sistemde kalış süresi 40 yıldır. 40 Yıl prim ödeyip ortalama 65 yaşında emekli oluyorlar. Bizde ise sistemde en uzun kalış süresi 25 yıldır, bunun yanına primsiz aylıkları da eklerseniz yani dul ve yetim aylıklarını bütçeden çıktıkça çıkıyor. Hatta matematiksel olarak en uzun süre emekli aylığı ödeyen tek ülke konumundayız. Bunun da nasıl gerçekleştiğini aktarayım; Ahmet bey 40 yaşında, EYT’den emekli oldu. Ödediği prim gün sayısı 6000 olsun. Ahmet Bey ortalama 75 yaşına kadar yaşadı, sonrasında vefat etti. Vefatından sonra aylığının %50’si eşine %25’i kızına kaldı, 15 yıl sonra eşi de vefat etti sadece kızı kaldı. Kızı evlenmezse eğer ki ‘evlense de bildirmeyenler de var’, neyse evlenmedi diyelim biz, ölene kadar aylık almaya devam ediyor. Ortalama Ahmet Bey 20 yıl sistemde kalıp emekli oldu diye SGK 35 yıl kendisine, vefat ettikten sonra da 15 yıl eşine sonra kızı evlenmezse bir 50 yılda kızına aylık bağlıyor. Hadi kızı evlendi diyelim 20 yıl çalışıp 50 yıl aylık alıyor. Bu sistem ne ABD’de ne de Avrupa’da bulunmuyor.

Artık emeklilerin yüzü ne zaman gülecek biliyorsunuz, ikinci bir EYT düzenlemesi, staj mağduru veya başka bir isimle yaş şartı kaldırılmazsa 2035’ten sonra toparlanma başlar. 2050’den sonra yüzler güler.

Bizler, hastane kapılarında ellerinde reçetelerle ilaç kuyruklarında beklemiş nesilleriz. O dönemin SSK’sı bizlere büyüklerimizden miras kaldı, aynı Sosyal Güvenlik sistemini çocuklarınıza armağan etmek ister misiniz? Sistemsel refah, bireysel refahtan iyidir.